Kimin Sesi?

17 yaşımda kuzenim iyi bir falcı olduğunu söyleyen bir kadına fal baktirmaya gitmek istediğini söyleyince ben de yakasına yapıştım, onun yanında durabileceğimi söyledim. Velhasıl beraber kadının evine gittik.

Meraklıyım da böyle işlere. Evde annem, anneannem bakıyor, bildiğim işler tavrıyla yaklasiyorum duruma. Ama ilk defa fal baktiran bir falcinin evine gidiyorum, kalbim atıyor, suratimda saçma bir gülümseme ile.

Kapıyı çaldık. Güneş sarısı sacları ile kapıyı bakimli bir kadin açtı. Nasil güzel! Falcimizmiş

O zamanlar kahve ile de aram yok. Onlar kahvelerini içerken ben çeşme suyu içiyorum. O zamanlar çeşmeden içilirdi:) Kuzenimle olan fal seansi 1 saate yakin sürdü. Pür dikkat dinliyoruz sarı saçlı falcımızı.


Neyse bir şekilde bitti kuzenimin falı. Sonra bana baktı,

sana gelince diye bir cümle kurdu.

Ben hesapta yoktum! Kalbimi tutana aşk olsun. Çıktı çıkacak. Hem falsiz, hem de içinden geldi diyorum. Tam bir sürpriz.


1 dakika önce olan pozitif ruh halimden eser kalmamıştı. Bir insanin hayatinda duyabileceği en kötü şeyleri bana söylemişti. 18 yaşımda başıma çok hazin şeylerin geleceğini, hayatimin alt-üst olacağını anlata anlata bitiremedi. O kötü şeylerin detayina girmek pek güzel olmaz.

Dumura uğramıştım. Hayal kırıklığı, umutsuzluk, korku...

O kadının evinden sinirim bozuk şekilde ayrıldım. Tam iki yil boyunca yani ben 19 yaşıma sağ saglim girebilmek için neler yaşadım kendi içimde anlatamam.